» Kurtuluş mali disiplinde

Yayınlanma Zamanı: 2009-02-14 22:16:00



Sponsorlu Bağlantılar

Mali piyasalar tarafından dört gözle beklenen Irak yardımının ekonomiyi nasıl etkileyeceği, boyutuna ve kullanılma biçimine göre değişecek.

Öncelikle bu parayı hükümetin istediği şekilde harcadığını düşünelim. Harcamalara gidecek kısım elbette talebi, ithalatı, şirketlerin satışını artırır. Toplamda ekonomik büyümeyi artırıcı etki yapar. Enflasyonu da bu anlamda besler. Ancak döviz girişinden dolayı kurların düşük kalması enflasyonla mücadeleyi kolaylaştırır. Paranın bu şekilde harcanması "elden gelen düğün bayram" misali sadece günü kurtarır. Fakat hükümetin bu tutumu piyasalarda ve ekonomi aktörleri üzerinde umutsuzluk yaratır. Beklentileri daha kötüleştirir. ıO zaman hükümet parayı hemen harcayarak seçime hazırlanırken tersi bir sonuçla karşılaşır.

3 Beklentileri yönetmek- Asıl olan ise ABD'den gelen yardımın çok dikkatli biçimde beklentileri yönetmede kullanılmasıdır. Bu da iç borç stokunun azaltılması veya borçlarının çevrilmesinde kolaylık sağlamak şeklinde olabilir. Hem savaş sırasında Türkiye Hazinesi tamtakır kalmaz, hem de borçların çevrilmesini kolaylaştırma yoluyla beklentileri olumluya dönüştürmek mümkün olabilir. Bu durumda piyasaların risk algılaması daha düşer ve faizler geriler. Ekonomide istenen canlanma, alınan mali yardımın harcanmasıyla değil, ama faiz düşüşü ve beklentilerin olumluya çevrilmesiyle gerçekleşebilir. Mali yardımın iç borçların çevrilmesinde kullanılmasıyla nasıl olup da bu kadar iyileşmenin yaratılacağına gelince...

3 Korkunun kaynağı- İç ve dış toplam kamu borç stoku ocak sonunda 153 milyar dolara çıkmasına karşılık GSMH 185 milyar dolar civarında. Kamu borcunun milli gelire oranı yüzde 82.7. İşte Türkiye'de iş yapanları, sermaye sahiplerini, Hazine'ye borç verenleri korkutan bu büyüklük, yani aşırı borçluluk. Sadece bu büyüklük değil, borcu yönetmede hükümetlerin beceriksizlik göstereceği ihtimali de korkuyu fazlasıyla artırıyor.

Korku büyük, çünkü devletin borcunu ödeyememe veya iflas etmesi halinde, bundan etkilenmeyecek ekonomik kurum veya kişi yok. Hemen herkes ucundan bucağından bu borç stokuyla ilişkili. Dolayısıyla borcun ödenmemesi demek, ekonomik hayatın ölümü gibi bir şey. İşte bu korku ve borcun büyüklüğü nedeniyledir ki, beklentilerin çok iyi yönetilmesi şart. Bu durum tıpkı ipteki cambazın hata yapma lüksünün olmamasına benziyor.

3 Bataklık döngüsü- Yukarıdaki grafik devletin hem daha çok vergi ve hem daha çok borç alarak harcamaları reel anlamda artırdığını gösteriyor. Sorun sadece iç borçta veya onun yüksek faizinde değil, faiz dışı harcamalarda da reel bir artış var. Tablo, aynı zamanda ekonomideki kurtuluş formülünün tek olduğunun kanıtı. Mali disiplin sağlanırsa, hem faiz dışı harcamalar azalır, hem de faiz düşüşünden sağlanacak tasarrufla faiz harcamaları kontrol altına alınır. Böylece tek taşla iki kuş vurulup kamu açıkları azaltılabilir.

Kamuda mali disiplin sağlandığı görülmeden Türkiye'de işler düzelmez. Ne yatırımlar başlar, ne de doğru dürüst işine para koyan sermayedar çıkar. Vade uzamaz, dövizden TL'ye geçiş olmaz.

Bu durumda kamu borç stoku büyümeye devam eder. Tabii bunun korkusu ve olumsuzluğu da giderek artar. İşte bataklığa giden döngü budur.


Duyuru
Sitemizde güncelleme çalışmaları devam etmektedir.
Görüş ve önerilerinizi bizimle paylaşabilirsiniz !