» Dayak yiyen kadınlar 2 kat arttı

Yayınlanma Zamanı: 2009-02-14 23:18:00



Sponsorlu Bağlantılar

Kimi üç, kimi dört çocuklu... Koca şiddetinden kaçarak Kadın Sığınma Evi'ne başvurdular. Yetkililere göre ekonomik krizle birlikte kendilerini sığınma evine atanlar iki misli arttı

HİÇ düşündünüz mü; eşinin kendisine attığı dayaklardan utanan, vücudundaki darp izlerini saklamaya çalışan, sokağa çıktığında kendini suçlu hissederek ürkek ürkek yürüyen, suratında gülümsemesi donmuş kimbilir kaç kadın geçiyor sokakta yanıbaşımızdan. Türkiye'nin her köşesinde eşleri tarafından şiddete maruz kalan milyonlarca kadın var. B.Ş. ve S.Y. bu kadınlardan sadece ikisi. Gerçi, şimdi Küçükmece Belediyesi Kadın Sığınma Evi'nde çocuklarıyla birlikte huzurlu bir hayat sürüyorlar ama onların hikayelerini dinledikçe nasıl ayakta kalabildiklerine şaşırıyorsunuz.

B.Ş. ilk eşiyle 15 yaşında imam nikahıyla evlendirilmiş. İki çocuğu olmuş. O günleri hatırladığında gözleri boşluğa dalıyor, başlıyor anlatmaya:

"Çok küçüktüm o zaman. Görücü usulüyle evlendirildim. İstanbul dışına gelin gittim. Eşimin ailesiyle beraber 14 kişi bir evde yaşadım. Eşim ailesine çok düşkündü. Onların her sözüne inanır, haklı da haksız da olsam beni döverdi. Eşime yardım etmek için çalışıyordum. Haliyle, bazen ev işlerine yetişemezdim. 'Nasıl yetişemezsin' dayak... 'Anneme niye öyle dedin' dayak... Çocuklara da, bana da bakmıyordu. Sürekli kapının önüne atardı beni; gidip komşuda yatardım. Ayrılmak istiyordum. Ama çocukları vermemekle tehdit ediyorlardı. Bir gün çok kötü dayak yedim. Karakola gidip, şikayetçi oldum. Fakat resmi nikahım olmadığı için bir şey yapamadılar. Bu böyle üç yıl sürdü. En sonunda çareyi,çocukları alıp kaçmakta buldum. Babaevine gittim. Annem döndüğüm için yapmadığını bırakmadı. Ağabeyim, annem sürekli beni ve çocuklarımı hor görüp dayak attı. Ailemin yanında el kızı gibiydim."

B.Ş. yaşadığı aşağılanmalara 1.5 yıl dayanabilmiş. Ölümün soğuk yüzü ona tek kurtuluş olarak gelmiş ve kendini ikinci kattan boşluğa bırakmış. "Ailem hastaneye götürmedi" diyerek şöyle devam ediyor: "Kırıkçıya götürdüler. Tam altı ay yataktan kalkamadım. Sonra bir ay Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde tedavi gördüm. Ama eve geldiğimde yine aynı şeyleri yaşadım. O sıralar bir arkadaşım aracılığıyla ikinci eşimle tanıştım. Onu kurtuluş olarak gördüm. Çocuklarımı kendi nüfusuna geçirdi. Bir çocuğum daha oldu. Çalışmıyor, sürekli içki içiyordu. Eve ben bakıyordum. Verdiğim bütün parayı içkiye yatırıyordu. O da dövmeye başladı. 10 sene bu böyle sürdü. Aileme ayrılacağımı söyledim. Ağabeyim, 'Sen bizi ele güne rezil mi edeceksin otur oturduğun yerde' diyerek beni dövdü. Eşim de 'İyi oldu. Hak ettin' dedi. Bu olaydan sonra bir daha eve dönmedim. Çocuklarımı alarak bir arkadaşımın yanına sığındım. O da bana Küçükçekmece Belediyesi Kadın Sığınma Evi'ni buldu. İki aydır buradayım. Psikolojik destek aldım, meslek edindirme kurslarına devam ediyorum. Artık kendimi güvende hissediyorum. Kafamı yastığa koyduğumda huzurla gözlerimi kapıyorum. Kimseye yük olmadığımı hissediyorum. En önemlisi de çocuklarım çok rahat."


Duyuru
Sitemizde güncelleme çalışmaları devam etmektedir.
Görüş ve önerilerinizi bizimle paylaşabilirsiniz !